Zeyrek Yayınları, Hülya Şalk’ın deniz temasıyla örülü ve okuyucular tarafından büyük ilgi gören ilk romanı "Denizin Büyülü Melodisi"nin ikinci baskısını piyasaya sürdü. İlk baskısı kısa sürede tükenen eser, kitapseverlerle buluştu.

Roman, deniz ve kumun hikayesini anlatırken derin karakter analizleriyle dikkat çekiyor. Yazarın etkileyici anlatımıyla, okuyucuları sahil kasabasının sakin sokaklarına ve derin maviliklerine davet ediyor. Şalk, eserinde bireysel değişim süreçlerini anlatırken, yaşamın karmaşasında bir duraklama anı sunuyor.

Sinema sektörü çalışanları 77. Cannes Film Festivali'nde protesto düzenledi Sinema sektörü çalışanları 77. Cannes Film Festivali'nde protesto düzenledi

Kapak tasarımında kullanılan mavi ve bej tonları, kitabın denizle olan bağını görsel bir şekilde ifade ediyor ve okuyucunun ilgisini çekiyor. "2. Baskı" ibaresi ise kitabın okurlar tarafından nasıl benimsendiğini yansıtıyor.

Hülya Şalk, romanıyla ilgili yaptığı açıklamada, okurlarının gösterdiği ilgi ve sevgiden dolayı mutlu olduğunu belirtti. Bu yeni baskıyla, romanındaki karakterlerin yaşamını daha fazla insanın deneyimleyebilmesini umduğunu ifade etti.

"Denizin Büyülü Melodisi", sadece bir okyanusun kıyısında değil, aynı zamanda okuyucuları kendi içsel yolculuklarına çıkmaya teşvik ediyor. Yenilenmiş baskısı ve tazelenmiş ruhuyla, kitapseverlerle buluşmayı bekliyor.

Kitabın ikinci baskısının ardından İzmir Kitap Fuarı’nda okurlarıyla bir araya gelen Hülya Şalk, kitapseverlerin ilgisiyle karşılaşırken, "Denizin Büyülü Melodisi" de fuarın en dikkat çeken kitaplarından biri oldu.

Arkama dönüp baktığımda, şehrin çok farklı göründüğünü fark ettim. Yüksek katlı, cam, beton ve metal yüzlü binalarıyla diğer şehirlerden bir farkı kalmamış gibiydi. Gözlerim, sol yanımda uzanan iskeleyi anılarımda yer eden biçimiyle bir benzerlik bulmaya çalıştı. Sonra, uzakta yakında ne varsa, gördüğüm her şeyi anılarımda yeri yerine oturtmaya çalıştım. Birçoğunu hatırlayamadım. Belki de o zaman yoklardı. Unutmuş olabilir miydim? Anımsadıklarım, benzerlik kuramayacak kadar değişmişti. Balıkçı teknelerinin şekilleri, sayıları, suda demirledikleri, kuma çektikleri yerler, hatta koyun biçimi bile. Bir tek deniz hariç! Hiç değişmemiş. O hep aynı. Bunu defalarca yaptım, biliyorum. Devam edersem önce başım dönmeye başlayacak. Sonra ben de dalgalarla birlikteymişim, onlardan biriymişim gibi gidip geldiğimi düşleyeceğim. Belki de durduğum yerde salınmaya başlarım. Devamında ısrarlıysam ben de bir dalga olacağım; kıyıya vurup kumda izini oluşturduktan sonra denize katılacak bir dalga… Bu hep böyleydi.

Kaynak: SAKARYA 54