GÜNDEM

Erdoğan'ın "kader planı" açıklaması, tutuklu müteahhitlerin savunmasına dönüşür mü?

Depremde yakınlarını kaybedenler, sorumluların hesap vermesini istiyor. Ancak Erdoğan'ın "kader planı" açıklaması buna engel olabilir. Hukukçulara göre "kader" ortadaki ihmalin savunması olamaz

Müteahhitlerin inşa ettiği ve milyonlarca liraya sattıkları evler enkaz yığınına dönüştü. 

10 kenti vuran depremde yıkılan binaların altında 38 binden fazla can kaybı yaşandı. 

Resmi açıklamalara göre 84 bin 726 bina ya yerle bir oldu ya acil yıkılacak ya da ağır hasarlı. 

Enkaza dönüşen yapıların altında yakınlarını yitirenler hesap sorulmasını istiyor. 

DAHA FAZLA OKU

Bazıları hakkında soruşturma başlatıldı. Kimisi gözaltına alındı ve tutuklandı. 

Depremde yıkılan binalarla ilgili ihmal ve sorumluluğu olanların hesap vereceğini söyleyen Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, şimdiye kadar 254 kişi hakkında soruşturma başlatıldığı 54 şüphelinin tutuklandığını belirtti.

"Kader planı" mı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Şubat'ta Kahramanmaraş'ta depremzedeleri ziyaretinde "bunlar kader planı içerisinde olan şeyler" açıklamasında bulunmuştu.

Erdoğan'ın "kader planı" açıklaması çok tartışılmış, daha da devam edecek gibi görünüyor.

"'Kader' ise müteahhitleri neden tutuluyorlar?"

Eski Liberal Demokrat Parti Genel Başkanı Cem Toker, sosyal medya hesabından "'Kader' ise müteahhitleri neden tutukluyorlar" sorusunu yöneltti:

Olanlar denetimsizlik, ihmal değil de, Cumhurbaşkanının dediği gibi “kader” ise, müteahhitleri neden tutukluyorlar???

— CEM TOKER (@tokcem) February 17, 2023

"Kendi beceriksizliğimize kader deyip ağladık"

İlahiyatçı yazar Mustafa İslamoğlu da kaderin yanlış anlaşıldığını belirterek, sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu: 

Kaderi yanlış anladık.
Biz “kısmetse gelir” dedik.
Kur’an “İnsana sadece çalışmasının karşılığı vardır”(53:39) dedi.
Biz “alnında yazılan olur” dedik.
Kur’an “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”(17:13) dedi.
Sonra da, kendi beceriksizliğimize kader deyip ağladık

— Mustafa İslamoğlu (@mustafaislamogl) February 15, 2023

Peki Erdoğan'ın "kader planı" açıklaması müteahhitleri kurtarır mı? 

Tutuklanan ve haklarında dava açılan müteahhitler, "Cumhurbaşkanımız bile her şeyin Allah'tan geliyor" diyor diyerek savunma yaparlarsa ne olur?

Çünkü daha şimdiden bazı müteahhitlerin "niye yıkıldığını bilmiyorum, birinci depremde değil ikincisinde yıkıldı" dediği belirtiliyor.

"'Kader planı' değil, ortada suç var"

Hukukçu yazar Figen Çalıkuşu, "cinayet ekonomisi" tanımı yaptığı sistemde sorumluların belli olduğunu söyledi.

Çok ciddi bir felaketle karşı karşıya olunduğunu kaydeden Çalıkuşu, "Maalesef insanlarımız siyaset, bürokrasi ve müteahhit üçgeninde öldüren sistemin kurbanı oluyor. İnsanlar hala enkaz altında ve yapılan ilk açıklama ‘bir kader planı' şeklindeydi" hatırlatmasında bulundu.

Depremde 84 binde fazla yapı ya yakıldı ya da hasar aldı / Fotoğraf: Reuters

"Kader planı" denildikten sonra da sadece müteahhitlerin üzerine giden soruşturmaların açıldığını gördüklerini kaydeden Çalıkuşu, "Peki bu ‘kader planı' ve suç değilse niye müteahhitlere soruşturma açılıyor. Demek ki kader planı değil, Ortada suçlar var ve yargı harekete geçiyor" diye konuştu.

"Peki gerçek sorumlular ve paydaşlar ne olacak?"

1999'da yaşanan depremde de benzer yargılama süreçlerin yaşandığını anımsatan Çalıkuşu, "Savcılar müteahhitlerin üzerine gidiyor ve tutuklamalar oluyor. Peki gerçek sorumlular ve paydaşlar ne olacak, yine müteahhitlerin üzerine yıkılıp geçiştirilecek mi? Maalesef aynı durumu görüyoruz" dedi ve devamında şunları kaydetti:

Bular tek başına sorumlu değildir, sistem içerisinde yer aşan tüm sorumlular zincirleme bir şekilde soruşturmaya dahil edilmelidir. Bu bir sistemdir ve paydaşları vardır. İnsanı değil, para ve rantı önceleyen bir sistem bu. Ülke insanı artık bunu gördü. Oylarıyla başa getirdikleri yöneticilerin, vergileriyle maaşını ödedikleri kişilerin parayı tercih ettiklerini gördü. Bu işin peşini bırakmamak gerekir. Yaşadığımız felaket bu sefer bize topluca sorgulamayı öğretti. İnsanların demokratik bir sabrı var ve bu sefer sabır taşı kırıldı."

"Türkiye'de evrensel hukuk kuralları vardır"

Hukukçu Hüseyin Ersöz ise müteahhitlerin, cumhurbaşkanının yaptığı açıklamayı kullanmasını savunma hakkı kapsamında görülebilecek beyanlar olarak nitelendirebileceği görüşünde.

Depremde 12. güne girilmesine rağmen insanlar yakınlarını canlı bulur umuduyla enkazların başınd beklemeye devam ediyor / Fotoğraf: Reuters

Cumhurbaşkanının yaptığı açıklamanın hiçbir hukuk düzeninde gerekçe veya hukuksal meşruluk kaynağı oluşturabilecek bir durum yaratmayacağına değinen Ersöz, "Türkiye Cumhuriyeti'nde evrensel hukuk kuralları vardır. Yıkılan binalarla ilgili olarak yapılacak olan soruşturma ve görülecek davalar çerçevesinde birtakım bilirkişi incelemeleri yaptırılacak, uzman görüşleri alınacak ve bu çerçevede de yargı daha önce İstanbul'da yaşanan deprem olayıyla ilgili işlemleri de göz önünde bulundurularak kararlar verecektir" değerlendirmesinde bulundu.

"Kamu vicdanının tatmin olması gerekir"

Benzer durumlarda hangi hususların göz önünde bulundurulması gerektiğine ilişkin Yargıtay içtihatlarında ortaya konulduğunu hatırlatan hukukçu Ersöz, "Büyük bir deprem felaketiyle karşı karşıyayız, yıkılan çok fazla bina var ve bu binaların hangi sebeple yıkıldıkları, depremin önemini, bu konuda kişilerin herhangi bir kusur veya sorumluluk yüklenip yüklenmeyeceği gibi konular yargılama aşamasında mutlaka tartışılacak ve karara bağlanacak konulardır" ifadelerine yer verdi.

Hukukçu Hüseyin Ersöz, sözlerini şöyle tamamladı:

Bütün bu soruşturma ve kovuşturma süreçleri sağlıklı ve özenli bir şekilde yürütülmesi ve kamu vicdanın da tatmin olması gerekir. Dolayısıyla enkaz kaldırma çalışmalarında yıkılan binalarla ilgili delillerin toplanması, numunelerin alınması ve gerekli araştırmaların yapılması, yani delillerin karartılmaması çok önemlidir. Bütün bunların hepsi cumhurbaşkanının yaptığı açıklamadan çok daha önemli ve değerli hususlardır."

Yaşanan can kaybı 38 bini aştı / Fotoğraf: Reuters

Depremin bilançosu sürekli ağırlaşıyor

6 Şubat'ta Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerini 7.7 ve 7.6 ile vuran depremlerin yol açtığı can kayıpları sürekli yükseliyor. 

Açıklanan resmi rakamlara göre bugüne kadar can kaybı sayısı 38 bini geçti. 108 bin kişi de yaralandı. 

Kaldırılmayan daha pek çok enkaz yığını var. 

Bunların altında da cansız bedenlerin çıkmasından ve can sayısının artmasından endişe ediliyor.

© The Independentturkish