EKONOMİ

Alarm veren rakamlara depremin yükü de eklendi… Türk ekonomisi enkaz altından kalkar mı?

Cari açık 48, dış ticaret açığı 109 milyar doları geçti. 1 yılda ödenecek dış borç, 190,2 milyar dolar. Özel sektörün dış borcu 235,4 milyar dolara yükseldi. Depremin getirdiği yük 100 milyar doları bulabilir. Ekonomi düzlüğe çıkar mı?

Ekonomi programımızı yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme üzerine kurarak bilinçli bir tercihte bulunduk. Salgın dönemi dahil son iki yıldır bu önceliklerimizden taviz vermedik. Ekonomi programımızı kararlılıkla uygulamayı sürdürüyoruz."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu ve benzeri sözleri "yeni ekonomik modeli (YEM)" savunmak için birçok kere dile getirdi.

İktidar temsilcilerinin iddiasına göre bu programla ithalat azalacak, ihracat artacaktı. İstihdam ve yatırım da hız kesmeyecek, böylece cari fazla verecekti.

Ancak iktidarın ekonomi alanında hesapları hiç tutmadı. Aksine ithalat her ay rekor tazeledi.

Her ne kadar geçmiş aylarla bir kısalama yapıldığında ihracatın arttığı görülse de bunun ithalatı karşılama durumu hep düşük kaldı.

Türkiye'nin cari açığı büyüyor / Fotoğraf: Twitter



2023'te de dış ticaret açığı artarak devam edecek gibi

2022 yılında 2021'e göre dış ticaret açığı yüzde 137 oranında artarak 109 milyar 539 milyon dolara ulaştı.

Artışın devam edeceği bu yılın ocak ayında açıklanan rakamlar da ortaya koyuyor. Ocak 2023 itibariyle ihracat 19 milyar 376 milyon dolar iken ithalat 33 milyar 742 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bir aydaki dış ticaret açığı bile 14 milyar 366 milyon dolar oldu.

Sadece dış ticaret açığı değil. "Fazla verecek" denilen cari açık da gittikçe büyüdü.

Cari fazla "hayal" oldu

2022'deki cari açık 48,8 milyar dolarla son 9 yılın zirvesine çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) hazırladığı "ekonomik göstergeler raporu"nda bu duruma dikkat çekildi.

Merkezi yönetim bütçesinin ocak ayında 32 milyar liralık açık verdiği belirtilen raporda "Merkez Bankası'nın, brüt rezervi eksi 44,7 milyar dolara indi. Vatandaşların bireysel kredi ve kredi kartı borçları 1 trilyon 681 milyar liraya yükseldi. Tarım ürünü üretici fiyatlarında yıllık artış oranı ise yüzde 142,84 olarak gerçekleşti" denildi.

Türkiye'nin uzun vadeli dış borç bulmakta zorlandığı, 2022'de ise kısa vadeli dış borç rekoru kırdığı vurgulanan raporda şu ifadelere yer verildi:

"Orijinal vadesi bir yıl ve daha kısa olan dış borçlar 26,4 milyar dolar artarak 145,6 milyar dolara kadar yükselirken, orijinal vadesine bakılmaksızın 1 yıl içerisinde ödenmesi gereken dış borç tutarı da 190,2 milyar dolara çıktı. Özel sektörün dış borcu geçen yıl 4,2 milyar dolar artarak 235,4 milyar dolara yükseldi."

Kimi ekonomistlere göre depremin Türk ekonomisine maliyeti 100 milyar doları bulabilir / Fotoğraf: AA



Depremin getirdiği mali yük 100 milyar doları aşabilir mi?

Bu olumsuz tabloyu bir de deprem felaketinin getirdiği çok büyük bir yük var.

Depremin telafisi çok güç bir yük getirdiğini tüm uzmanlarca dile getiriliyor.

ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan'a göre Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan merkezli yaşanan "çifte" depremlerin Türkiye'ye fiziksel yıkımın yol açtığı doğrudan maliyeti en az 25 milyar dolar olacak.

Diğer unsurların dahil edilmesi halinde depremlerin Türkiye'ye maliyetinin 100 milyar doları bulabileceğini ifade eden çok sayıda ekonomist bulunuyor.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu'na (TÜRKONFED) göre ise depremlerin Türk ekonomisine maliyeti 84 milyar dolar. 

EYT ve seçim masrafları eklenirse…

110 milyar doları bulan dış ticaret açığı, 48 milyar doları aşan cari açık ve kar topu gibi sürekli artan borçlarla Türk ekonomisi nasıl düzlüğü çıkacak?

Bunların yanı sıra çıkması beklenen emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) ve bu yıl içinde yapılması gerek cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin getireceği yükün de eklenmesiyle Türk ekonomisi enkazdan kurtulur mu?

Ekonomistlere göre enkazın altında çıkmak öyle kolay değil. Zira göstergeler, telaffuz edilen rakamlar alarm veriyor.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Ekonomi ve Finans Politikaları Başkanı İbrahim Çanakçı'ya göre Türk lirası çok değersizleştirildi.

Hükümetin Aralık 2021'den bu yana kuru baskılamak için her türlü adımı attığını, hayata geçirilen "kur korumalı TL vadeli mevduat (KKM)" hesaplarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası'nın 200 milyar lirayı aşan bir yük getirdiğini vurgulayan Çanakçı, "2019 ve 2020 yılında toplam 130 milyar dolar arka kapıdan döviz satışının üzerine 2022'de de toplam 110 milyar dolar civarında döviz arka kapıdan satıldı" dedi.

Ekonomist İbrahim Çanakçı'ya göre iktidarın ortaya koyduğu yaklaşım sürdürülebilir değil / Fotoğraf: Independent Türkçe 



"Bu sürdürülebilir değil"

İhracatçının, sanayicinin dövizlerini Merkez Bankası'na satma zorunluluğu getirildiğini hatırlatan Çanakçı, "Bankalara her türlü baskı ve yasaklar uygulandı. Tüm bunlara rağmen beklenen netice elde edilemedi" ifadelerini kullandı.

Buna rağmen dış ticaret açığının artmaya devam ettiğini, sermaye girişi dururken, çıkışının ise sürdüğüne işaret eden Çanakçı, "Bu yaklaşım sürdürülebilir değildir. İktidar sorunları çözmek yerine maalesef sorunları öteleme, halının altına süpürme ve benden sonra tufan anlayışıyla hareket etmektedir" diye konuştu.

"Hükümetin gelecek iktidara devrettiği sorunların farkındayız" diyen İbrahim Çanakçı, sözlerini şöyle tamamladı:

"Enflasyonu 2 yıl içinde tek haneye düşürmeyi, 5 yılın sonunda ihracatı 600 milyar dolara yükseltmeyi ve Türk lirasına tekrar istikrar ve itibar kazandırmayı önemli bir hedef olarak ortaya koyduk. Bunu gerçekleştirecek politikaları da net bir biçimde kamuoyuyla paylaştık."

Prof. Dr. Hüseyin Selimler / Fotoğraf: Twitter 



"Bu tablo yüksek enflasyonun kaçınılmaz bir sonucudur"

İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Selimler de ekonomik göstergelerin iç açıcı olmadığı görüşünde.

Çalışanlarına alım gücünün enflasyon karşısında eridiğini buna Türk lirasının döviz kurları karşısındaki değer kaybının eşlik ettiğini ifade eden Selimler, "Tabii ki bu tablo yüksek enflasyonun kaçınılmaz bir sonucudur. Zira, yükselen fiyatlar karşısında düşük kupürlü tutarlar ile alışveriş yapmanın zor olacağı aşikardır" tespitini yaptı.

Rakam ve örneklerle dış ticaret açığında yaşanan duruma dikkati çeken Prof. Dr. Selimler, "Ocak 2023 itibariyle ihracatımız 19 milyar 376 milyon dolar ve ithalatımız 33 milyar 742 milyon dolar olmuştur. Dış ticaret açığımız 14 milyar 366 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar kurlar serbest piyasa koşullarında belirlense de TCMB'nin liralaşma stratejisi kapsamında bu seviyelerde tutulmaya gayret edilmektedir. Kur artışının ve mevcut seviyesinin olumlu ve olumsuz etkileri kurdaki gelişmeden etkilenen paydaşlar tarafından tartışılmakla birlikte seçim süreci, makro ihtiyati politikalar, dolarizasyon, emisyon artışı, rezervlerdeki gelişim, cari ve dış ticaret açıkları kur seviyesi üzerinde etkili faktörlerdir. Sonuçta seçim süreci öncesi ve sonrasını 2 ayrı dönem olarak ele alarak kur seviyesini değerlendirmek gerekir. Ancak, mevcut göstergeler kurlarda yukarı yönlü bir hareketi destekler nitelikte görünmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

© The Independentturkish